Gunumuzde kadinlarin ekonomiye katkilari artmasi sonucu onlarin da kariyer kaygilari on plana cikmis bunun yaninda daralan ekonomik sartlarinda evlilik icin gereken temel demirbaslara sahip olma suresi uzmistir. Beslenme sekli degismis dogal beslenmek yerine sanayi urunlarini kullanim aartmis, sanayi sonucu cevre kirlilikleri artmistir. Bunlarin toplaminda erkeklerin aksine ne yazikki kadinlarda optimum ureme suresi degismemei olmasi halen 20 – 30 yaslari kalmasi kadin evlenme yaslarinin otelenmesi ile ciddi bir ureme riskini de beraberinde getirmistir.
Ayni sartlarin erkekleride olumsuz etkiledigi kacinilaz bir gercek olmakla birlikte halen erkeklerin bu konuda bir nebze daha sansli oldugunu goruyoruz ancak sperm donasyonu basligi altinda erkek kisirligi icin daha cok bilgi bulabilirsiniz. Kadinlarin evlenme ve cocuk dogurma yasinin ertelenmesi yaninda dogumsal bazi ozellikleri dae cok onemli olabilmektedir. Genetik, metabolik, endoktinolojik, immunolojik rahatsizliklarin bir kismi direk ureme ile ilgili olabilmektedir. Bunlara tek tek ornek vermemiz gerekirse :
Genetik hastaliklar: ornegin turner sendromu veya bu sendromun mozaik formlari, kalitimda x kromozomunda olusabilecek hasarlar ilk basta sayilabilir. Kadinlar icin diger onemli bir kriterde ailede kadinlarda rastlanan kisirlik sikligi ki bu deger yuksekse baska hic bir sorunun olmasada bu kadinin bir tup bebek sertifikali doktorda over rezervi ni olcturmesi cok akillica olacaktir. Metabolik hastaliklar: seker hastaligi bu gurupta en sik rastlanir. Endokrinolojik nedenler: guatr veya sut hormonu yuksekligi kisirlik ile sonuclanabilir. Bu yuzdek guatr rahatsizligi olan kadinlarda over rezervlerini baktirmalari son derece onemlidir. İmmunolojık hastaliklar: otoimmun yani kadinin kendi dokularina saldirip endokrin organlari bozan surecler bir sure sonra over dokusuna da saldirabilmerktedir. Bu nedenle bu tur rahatsizligi olanlarda da erken cocuk yapmayi tavsiye etmekteyiz.
Kıbrıs’ta yumurta donasyonu, kendi yumurtasıyla gebelik şansı azalan hastalarda; genç ve sağlıklı bir donörden elde edilen oositlerin (yumurtaların) kullanıldığı ileri düzey bir IVF yöntemidir. Tedavi planı; alıcı adayının rahim iç tabakası (endometrium) ve genel sağlık durumunun değerlendirilmesiyle başlar, gerekirse SIS/HSG gibi testlerle rahim içi ve tüplerle ilgili faktörler netleştirilir. Donör tarafında uygun aday seçimi sonrası, donör yumurtaları kontrollü şekilde hazırlanır ve oosit toplama (OPU) gerçekleştirilir; aynı gün eş/partner spermiyle laboratuvarda çoğunlukla ICSI (mikroenjeksiyon) yöntemiyle döllenme sağlanır. Oluşan embriyolar kültür ortamında 3. gün veya 5. gün blastokist aşamasına kadar takip edilir; kalite kriterlerine göre seçilen embriyo ile transfer planlanır.
Alıcıda endometrium hazırlığı, çoğunlukla estradiol ve progesteron ile yönetilen bir protokol üzerinden ilerler; hedef, embriyo transferi sırasında endometriumun reseptivite açısından en uygun pencerede olmasını sağlamaktır. Bazı klinik durumlarda genetik risk veya tekrarlayan başarısızlık öyküsü varsa, embriyo seçimini güçlendirmek için PGT (genetik tarama) gibi ek laboratuvar stratejileri de değerlendirilebilir. Dr. Serhat Partalcı ile süreç; doğru endikasyonun belirlenmesi, donör–alıcı senkronizasyonu, endometrium optimizasyonu ve transfer zamanlaması gibi başarıyı doğrudan etkileyen adımların kişiye özel yönetilmesine dayanır. Yumurta donasyonu özellikle ileri yaş, düşük over rezervi (AMH/AFC düşüklüğü), prematür over yetmezliği veya önceki IVF denemelerinde yetersiz yanıt gibi durumlarda güçlü bir seçenek olabilir. Amaç, sadece embriyo elde etmek değil; embriyonun rahimle uyumunu ve gebelik potansiyelini artıracak şekilde tüm süreci klinik + laboratuvar bütünlüğüyle optimize etmektir.
